« Önceki |

15/10/2009

henüz erken..

Herşey bitti, demek için henüz erken. Bir günüm, diğer günlerimi tutmuyor. Bazen yorulup herşeyi sade görmeye başlıyorum. Bunun adı HUZUR oluyor. Bazen kendimle alay ediyorum, bazen başkalarıyla..Bazen etrafımda beni beğeniyle süzen pek çok göz, bazen  görmezden gelen pek çok kıskanç göz, bazen de görmezden gelindiğini zanneden pek çok alıngan gözle geçiyor günlerim :)

İyiyim. Paniği üzerimden atabildiğim ölçüde iyi, az heyecanlanmayı başarabildiğim ölçüde de huzurluyum. Yada kanıyorum. Kandırıyorum kendimi. Ama şu kesin ki, gündelik huzurlar bana yeter olmuş :( 

Ne yazık ki yarınların umut tohumları bugünlerde atılmıyor.  

9/10/2009

Hala Bıraktığım Gibi Misin?

sesini ilk duyucam ana erteliyorum her şeyi

hala bıraktığım gibi misin ?

 üşüyormu ellerin /üşürdü ayaz yemiş dal gibi

 Hala bıraktığım gibi misin

 Tarifi imkansız dağ kekiklerine benzerdi kokun

 hala bıraktığım gibimi/sin

 bakınca mor menekşeler nilüferler suya kanardı

  dargın mısın ,kırgın mısın taradığın saçlarıma

 bal rengi diyerek ,gözlerinle sevdiğin gözlerime

 Hala ellerinden tutup

 sevgileri dipsiz kuyulara   salıyor musun acımadan.

 Kendim kadar aklımdasın

 Hala öyle savruk hala öyle dargın mısın

 öyle misin hala öyle bıraktığım gibi misin

 gerceği yakmakta yine usta mısın

 yoksa çırak mı yanarken yanan

 saclarıma dolanan aydınlığım

 hala bıraktığım gibi misin yoksa bıraktığın gibi mi beni..

 harcayan ve umursamaz.

her annenin yavrusuna bir yadigarı vardır.

 Senden bana yadigar içimde çöreklenen

 aylara vurup saf tuttuğum

 korkumdan zamanı geri sarıp sayamadığım hasretin kaldı

 hangi sandıkta saklayayım yadigarını

 hangi güzel örtülere sarayım

 kalp sandığım yoruldu annem

 Hala bıraktığın gibi diyorlar

 hüzün saçan yüreğinde harlı bir ateş

 onca zamana karşı eskimemiş ne yüzün ne hasretin

 hala bıraktığın gibi diyorlar

 yağmurlar yağdı sonbahar çok yakın

 birlikte fideldiğimiz adını Gül taktığın çınar

 kaçıncı senesini  doldurdu bensiz

 yoksa sadece nisanda mı görüyor suyunu güneşini

 oda mı aldı benden nasibini

 Hala bıraktığım gibi Annemsin

 kendim kadar aklımdasın

 düşünüp de yazamadığım

 yazıpta yollayamadığım mektupların duruyor hala

 hep o bildiğim adreste misin

 yoksa hiç bilmediğim bir evin penceresinden mi bakıyorsun

 bensiz dünyaya.

 en çok kimi özlüyorsun

 en çok kimi bekliyorsun

 şimdi düşlediklerinin neresindeyim

 ne çabuk büyüdüm oysa

 daha dün hasretinden

 soluk soluğa kalmış bir çocuktum.

 Sana anlatacak o kadar çok şeyim var ki

 daha hiç aşık olmadım mesela

geçen sene adına diktiğim petunya

 bu sene saksısına sığmıyor artık

 çiçek adlarını senden öğrenmiştim

 unutmadım hiçbirini

 en çok da sarı gülleri

 ayrılıktı derdin.

 ben şimdi sensiz seni yazmaya uğraşıyorum

 hala bıraktığın gibi diyorlar

 bıraktığım gibi ne kaldı içinde benden

 bense sokakta gördüğüm her sarılış hikayesinde

 bir pay çıkararak atıyorum adımlarımı

 Sen beklerken çok şey öğrendim

 en çok da seni  büyütmemeyi kalbimde

 nasılsa bulacaktır diye seni

 hep aynı güçle seslendim sana.

 Kendi yolumda yürürken hiç unutmadım o cümleyi

 Hala bıraktığım gibi, Annemsin..

9/10/2009

Zaten Hiççç Yoktular..

Başlık yerini buldu yine. Kaderin tecellisi diyelim. Ya da kısır döngü diyelim. Son birkaç aşıktan geriye ne kaldı. Sana aşık olanlara çektirdiğin acıların bedelini, birine aşık oldugunu düşünerek ve ona hasret kalarak, aceleyle yine herşeyi mahfederek ödüyorsun..

Ona hasret kaldım. Gözlerinden, saçlarından, gülümseyişinden mahrum ettim kendimi. Duramadım, sabremedim. Aşağıladım kendimi, ardından dili dışarıya sarkmış zavallı bir köpek gibi bakakaldım. Ah bu benn..

Gülümsemeye çalıştı, belki beni kazanmanın yoluydu ona göre bu. Adını söyleyip derin nefes almak ve gülümsemekten öteydi ona hislerim. Ufacık bir tepki, sevgidendi. Ama aynı yolun yolcusu değiliz.. aynı yerlerde yürüyoruz ama, yan yana iken dinliyoruz birbirimizi ama herkes kendince aşkını yaşıyor. Sonuç ; cevapsız mesajlar.. yani beklenen, ama beklenmekle pişman olunan gelemeyen mesajlar..

Tüm bunlardan korkmuştum işte ben.. 2 yıldır etrafımdaki beğeni dolu gözlerden beklentilerimi sıfıra indirerek, dünyadaki en huzurlu zamanlarımı geçirmiştim. Asıl sevenimin desteğiyle, ne istediğini bilmeyen, şefkate ihtiyaç duyan zavallı bir yaratık olmaktan çıkmış, güçlenmiştim. Ama insan sevilmekten ziyade, sevmeyi diliyor..Ve şimdi yine,  ne olduğu bilinmeyen o garip duygu, yalnızlık duygusu belki, belki yine aşık olma arzusu tüm gücümü tüketmeye niyetli iken, dur, diyemiyorum kendime. Parmak hesabı yapıyorum kaç kişi şu günlerde yolumu gözlüyor diye.. Ve yine bir başkası için kendimi maskara ediyorum.. Ne uğruna? Ne üdüğü belirsiz bir boşluk hissini bastırmak uğruna..

Gelmezsen, gelme..

Ben gücümü toparlarım elbet. Bir destek bulurum kendime.. Nefes almayan bir destek ..

Seni almak için acele ettim ben. Hakkım olmadan almaya çalıştım. Zamanı değildi. O sıra seni haketmiyordum. Belki de sen beni haketmiyordun. Sen zaten hiç yoktun..

7/10/2009

Bir Dosta yazılan mail..

Allah etrafımdan senin gibi dostları eksik etmesin. attığın iki mailde günümü aydınlattı. duygulandırdı, uyandırdı. sanki dünya bizi yeterince hapsetmiyormuş gibi, bir de biz dünyaya meyil gösteriyoruz. ben de sana bir kitap önereceğim. internetten okuyabilirsin. ismi ''aynadaki evren'' ahmed baki. bundan tam 3 yıl önce okumaya başlamıştım. yarım kaldı her güzel şey gibi. iyi şeylerin ucundan hiç tutamıyorum ben. sen belki tutarsın. ve ben de belki senin gibi dostların aynasında kendimi seyretme şansı yakalayabilirim.kim bilir belki günün birinde kendimi o evrende seyretmeyi nasip eder Rabbim. Aynaya baktığımda gördüğüm çare arayan gözlerimden kurtulurum belki. 

6/10/2009

onunla ..

Saniyeler kısa, saniyeler uzun. kulaklarıma kadar yanıyorum onu beklerken. heyecanımı asla bastıramamaktan korkuyorum çünkü hareket dahi edemiyorum.

Üzerinde kırmızı renkle geldi.. Parmak uçlarıma hitap eden saçlarını ensesine salmış yine. Sarıldım.. Neden sonra aklıma geldi ayakta kaldığı. Oturduk, yanakları ateş içindeydi. Ateşin var senin, dedim panikle.. ''Yanıyorum, heyecanlandırıyorsun beni işte,, dedi.
Sevdiğimi tekrarladım. 16 Temmuz'du ona ilk en yakın oldugum an..O günden beridir seviyorum içten içe. en çok da öperken saçlarına dokunmayı sevdim.

Ayrılırken bir sütlü kahve borçluydum. 

Birden bire herşeyden vazgeçmek kadar büyük bir istek duyuyorum onunla birlikteyken. Bir daha hiç unutmamacasına içime çekmek soluğunu.

''Keşke'' diyordum başka bir gün.. Keşke sana deli gibi aşık olsam, ömrüm boyu ağlasam.. Aşkı yakalamak kolay mı diyordum, korkma ! Kendimi ve onu rahatlatmak istercesine..